Beyoğlu'nun Art Nouveau Cepheleri: İstiklal'de Bir Yüzyılın İzleri

İstiklal Caddesi’nde yürürken gözlerinizi biraz yukarı kaldırın.

Kalabalık, dükkânlar, tabelalar, tramvayın sesi. Bunları bir an için paranteze alın. Sadece cephelere bakın. Zemin kattan itibaren tırmanın gözlerinizle: birinci kat, ikinci kat, çatıya yakın silüetler. Orada, yüzyıllık taşın içine kazınmış bir şeyler var. Kıvrımlı dallar. Kadın yüzleri. Gül motifleri. Eliptik balkonlar. Demir korkuluklar.

Bunlar Art Nouveau’nun izleri. Ve İstanbul’da bu izlerin en yoğun biçimde hissedildiği yer Beyoğlu’dur.

Art Nouveau, 19. yüzyılın son çeyreğinde Avrupa’da yükselen bir akımdır. Doğadan esinlenen organik formlar, simetriyi reddeden kıvrımlar, bitkisel bezemeler, çiçek ve yaprak motifleri. Mimari ile dekorasyonun sınırlarını eritip ikisini tek bir estetik dilde buluşturan bu anlayış, dönemin Avrupa metropollerinde büyük ilgi gördü. Paris, Brüksel, Viyana, Barselona bu üslupla donandı. Ve İstanbul, o dönemde Osmanlı başkenti olarak Avrupa ile derin bağlar içindeydi. Pera, yani bugünkü Beyoğlu, bu bağların en somut adresiydi.

Pera Neydi?

Pera, Yunancada “öte taraf” anlamına gelir. Haliç’in kuzeyinde, eski Konstantinopolis yarımadasının karşısında yer alan bu tepede yüzyıllar boyunca Cenevizliler, Venedikliler, Rumlar, Ermeniler, Yahudiler ve çeşitli Avrupa uyruklu Levanten aileler yaşadı. 19. yüzyılda bu kozmopolit topluluk Pera’yı Osmanlı başkentinin en Avrupalı mahallesine dönüştürdü. Elektrik, telefon, tramvay, yeraltı metrosu olarak dünyanın ikinci tünel hattı olan Tünel (1875) hep burada, bu mahallede hayata geçti.

Grande Rue de Péra, yani bugünkü İstiklal Caddesi, bu kozmopolit dünyanın ana ekseniydi. Fransız pâtisserileri, opera binaları, tiyatrolar, konsolosluklar, otellar ve zarif alışveriş pasajları bu cadde boyunca sıralandı.

1870’deki büyük yangın Pera’yı kül etti. Ama yeniden inşa sürecinde bir şey değişti: 1865’te yabancılara mülk edinme hakkı tanınmıştı. Bu karar Pera’nın yüzünü köklü biçimde dönüştürdü. Ahşap yerine taş ve tuğla, geleneksel yapılar yerine Avrupa’nın yeni mimari üsluplarını yansıtan görkemli binalar yükseldi. Neo-Gotik, Neo-Klasik, Eklektisist ve nihayet Art Nouveau bu cephelere sızdı.

Casa Botter: İstanbul’un İlk Art Nouveau Yapısı

İstiklal Caddesi 235 numarada, bugünkü İsveç Konsolosluğu’nun hemen yanında yükselen bina, bu dönüşümün en çarpıcı belgesidir.

Botter Apartmanı, II. Abdülhamid döneminde sarayın resmi terzisi ve modacısı olan Hollanda uyruklu Jean Botter için yaptırılmış; dönemin ünlü mimarı Raimondo D’Aronco’nun eseridir. İnşaat 1901’de tamamlandı.

İstanbul’da Art Nouveau tarzında inşa edilmiş ilk bina olması nedeniyle mimarlık tarihi açısından büyük önem taşıyan yapı, aynı zamanda Türkiye’de inşasında çelik konstrüksiyon kullanılan ilk apartman ve Pera Palas Oteli’nden sonra asansöre sahip ikinci yapıdır.

Mimar Raimondo D’Aronco, Venedik Akademisi mezunudur. 1893’te II. Abdülhamid’in daveti üzerine İstanbul’a gelen D’Aronco, 1909’a kadar bu şehirde kaldı ve pek çok önemli yapıya imza attı. Botter Apartmanı onun en olgun eseri olarak kabul edilir.

Cephesinde bitki motifli bordürler, çiçeklerle bezenmiş insan başı figürleri, eliptik balkon ve gül motifleri yer alır. Yapının iç mekânında ise eliptik merdiven korkuluğu, asansör, gül motifli vitraylar ve aydınlatma unsurları Art Nouveau’nun tüm karakteristik özelliklerini taşır.

Binanın zemin katında İstanbul’un ilk moda evi açıldı. Modaevinin caddeye bakan vitrininin dönemin en gözde haute couture örneklerinin sergilendiği ipekli abiyelerle donatıldığı bilinmektedir. Birinci katta Jean Botter’in atölyesi yer alırken üst katlar ailenin konutu olarak kullanıldı. Sonraki yıllarda bina el değiştirdi, metruk kaldı, çatısında ağaç bitti. Uzun bir hukuki sürecin ardından İBB Miras tarafından restore edilerek 15 Mayıs 2023’te Casa Botter Sanat ve Tasarım Merkezi olarak yeniden kapılarını açtı.

Bugün zemin katı sergi salonu olarak işlev görüyor. Pazartesi hariç her gün 10:00 ile 19:00 saatleri arasında ziyarete açık. Giriş ücretsiz.

Hazzopulo Pasajı: 1871’den Bir Avlu

İstiklal Caddesi 116 numaradaki dar girişten içeri girdiğinizde aniden farklı bir atmosfere geçersiniz. Kalabalık cadde geride kalır. Önünüzde ağaçların gölgelediği, arnavut kaldırımlı küçük bir avlu açılır.

Hazzopulo Pasajı, 1871’de Yunan asıllı bir tüccar tarafından yaptırılmıştır. İstiklal Caddesi’ndeki girişi oldukça dar ve kolay gözden kaçan yapının içinde avlu etrafında sıralanan dükkânlar yer almaktadır.

1870 yangınının ardından Pera’nın yeniden inşası sürecinde yabancılara mülk edinme hakkı tanınmasıyla birlikte Levanten aileler Grand Rue de Pera boyunca çeşitli pasajlar inşa etti. Hazzopulo Pasajı bu dönemde ortaya çıkan tarihi alışveriş geçitlerinden biridir.

Pasajın karakterini oluşturan şey mimarisinin ötesindedir. Avlunun çevresinde yıllarca çay evleri yer aldı. Hâlâ ayakta olan tek bir çay evi var ve yaklaşık 60 yıldır aynı yerde şapka satan Yunan asıllı Madame Kiracı’nın dükkânı semtin en köklü mekânlarından biri olmayı sürdürüyor.

Hazzopulo Pasajı bugün kuyumcular, küçük kafeler ve el işi ürün satan dükkânlarla dolu. Ama burasının asıl değeri ticarette değil atmosferindedir. Şehrin sesinden birkaç adım uzaklaşmak, İstiklal’in kalabalığından kaçmak, dar bir geçitten geçerek farklı bir zamana adım atmak istiyorsanız bu avlu bunun için biçilmiş kaftandır.

Cité de Péra: Pasajların Pasajı

İstiklal Caddesi’nde Galatasaray’a doğru yürürken sağ tarafta, neredeyse fark edilmeyecek bir kapı aralığından içeri girildiğinde birbirine bağlanan koridorlardan oluşan Cité de Péra ortaya çıkar.

  1. yüzyıl sonunda Pera’nın en seçkin alışveriş pasajlarından biri olarak tasarlanan bu yapı, Avrupa’nın büyük şehirlerindeki çatılı pasajları örnek alıyordu. Paris’in Galerie Vivienne’i ya da Brüksel’in Galeries Royales Saint-Hubert’i gibi pasajlar, yüzyılın ikinci yarısında Avrupa’nın kentsel yaşamını dönüştürdü. Üstleri cam çatıyla kapatılmış, yağmurda bile gezilebilen bu örtülü sokaklar moda, kitap, kahve ve gösteri dünyasının buluşma noktalarıydı. Pera da bu modeli benimsedi.

Cité de Péra bugün büyük ölçüde değişmiş durumda. Giriş katlarında sıradan dükkânlar yer alıyor, özgün süslemeler büyük ölçüde kaybolmuş. Ama binanın kemerleri, demir konstrüksiyonun kalıntıları ve geçitlerin geometrisi hâlâ orijinal dönemin izlerini taşıyor. Dikkatli bir göz için bu geçit, yüzeyinin altında başka bir kentin siluetini saklıyor.

Mısır Apartmanı: İstiklal’in En Görkemli Art Nouveau Cephesi

Botter Apartmanı’ndan sonra İstiklal’in en çarpıcı Art Nouveau cephelerinden biri Mısır Apartmanı’na aittir. İstiklal Caddesi üzerinde, köşe konumuyla dikkat çeken bu yapı 20. yüzyılın başında inşa edilmiştir.

Köşe kulesinin şapkası, bitkisel bezemeler, yuvarlak balkonlar ve zengin silüetiyle apartman bugün de İstiklal’in en çok fotoğraflanan yapıları arasındadır. Zemin katında yıllar içinde farklı işlevler görmüş olmakla birlikte üst katlardaki konutlar varlığını sürdürüyor. Cephesinin zamanla gördüğü bakımsızlığa karşın kütlesi ve yüksek silueti hâlâ etkisini koruyor.

Raimondo D’Aronco: Pera’nın Art Nouveau Mimarı

Botter Apartmanı’nın mimarı Raimondo D’Aronco, Art Nouveau’yu Osmanlı başkentine taşıyan en önemli isimdir. Ancak onun İstanbul’daki katkısı tek bir yapıyla sınırlı değildir.

D’Aronco, 1893 ile 1909 yılları arasında geçirdiği İstanbul döneminde Yıldız Sarayı’nda çeşitli yapılar tasarladı. Ziraat ve Sanayi Sergisi için projeler üretti. Pera’nın farklı noktalarına dağılmış yapılara imza attı. Onun bu dönemdeki çalışmalarının projeleri bugün İtalya’daki Udine Kent Müzesi’nde saklanmaktadır.

D’Aronco’nun Osmanlı başkentindeki varlığı bir Avrupalı mimarın yabancı bir coğrafyada iş yapmasının ötesinde bir anlam taşır. Onun gelişiyle birlikte Art Nouveau, Osmanlı sarayının resmi mimarisine bile dokundu. Bu temas, üslubun Pera dışındaki İstanbul yapılarına da sızmasının yolunu açtı.

Pera’nın Altın Çağı ve Sonu

Pera’nın bu cepheleri sadece mimari değil, sosyal bir tarihin de belgesidir. Pera, geçmişte Franz Liszt, Mata Hari, Théophile Gautier, Pierre Loti, Lamartine, Agatha Christie, Greta Garbo ve Marlene Dietrich gibi isimleri ağırlamıştır. Bu liste Pera’nın yalnızca mimari değil, kültürel çekim gücünü de özetler.

1870 yangınının ardından yeniden inşa edilen Pera, 19. yüzyılın sonundan 20. yüzyılın ortasına kadar kozmopolit yapısını korudu. Rum, Ermeni, Yahudi ve Levanten topluluklar bu cadde boyunca kiliselerde, okullarda, tiyatrolarda ve pasajlarda bir arada yaşadı.

1955 yılında İstanbul’da patlak veren pogrom bu kozmopolit dünyayı paramparça etti. Azınlık toplulukların büyük bölümü şehri terk etti. Ardından gelen on yıllar boyunca İstiklal Caddesi çöküşe geçti, binalar bakımsız kaldı, pasajlar işlevsizleşti. 1990’larda cadde yayalaştırılarak yeniden canlandırma sürecine girdi.

Bugün Pera’nın Art Nouveau cepheleri bu uzun tarihin sessiz tanıklarıdır. Bazıları restore edilmiş, bazıları hâlâ bakımsız. Ama hepsi orada duruyor. Kalabalığın üzerinde, tabelaların arkasında, çatı silüetlerinde.

Neden Gitmeli?

Art Nouveau cephelerini görmek için İstanbul’a gelenlerin sayısı her geçen yıl artıyor. Avrupa’nın büyük şehirlerinde benzer cepheleri inceleyen turistler, İstanbul’daki örneklerin farkında olarak geliyor; ama bu yapıların öneminin tam olarak kavranmadığını, rehberlerin ve tabelaların yetersiz kaldığını düşünüyorlar.

Bu fark bir şansı temsil ediyor: Botter Apartmanı kalabalıklar içinde fark edilmeden durmuyor artık. Casa Botter olarak açılmasından bu yana uluslararası basında yer aldı. Ama Hazzopulo Pasajı’nın avlusunu, Mısır Apartmanı’nın köşe kulesini ve Cité de Péra’nın geçitlerini henüz çoğu ziyaretçi bilmiyor.

Bilmek isteyenler için adresler aşağıda.

Pratik Rehber

Casa Botter (Botter Apartmanı) İstiklal Caddesi No: 235, Beyoğlu Pazartesi kapalı. Salı ile Pazar 10:00 ile 19:00 arası açık. Giriş ücretsiz. Ulaşım: M2 metro hattı Taksim durağı, yürüyerek 10 dakika. Ya da Tünel’den yürüyerek 5 dakika.

Hazzopulo Pasajı İstiklal Caddesi No: 116, Beyoğlu Her gün açık, dükkân saatlerine göre değişir. Dar kapıdan içeri girin, avluyu bulun.

Cité de Péra İstiklal Caddesi, Galatasaray yakını Geçit serbestçe gezilebilir.

Mısır Apartmanı İstiklal Caddesi, köşe yapısı Dış cephe her zaman görülebilir.

Tüm bu yapılar İstiklal Caddesi üzerinde ya da caddenin hemen yakınında yer alır. Taksim’den Tünel’e yürüyerek çıkacak bir sabah bu rotayı rahatlıkla tamamlar.


MEKÂN bölümünde devamında: Mimar Sinan’ın İstanbul’u ve Bizans’tan Ayakta Kalanlar