33. İstanbul Caz Festivali: Marcus Miller, Robert Plant ve Cazın 33 Yıllık İstanbul Aşkı
Her yaz aynı şey olur.
Haziran’ın son günleri yaklaştığında İstanbul’da bir şeyler değişir. Harbiye’nin çınarları altında sandalyeler dizilir. Sahne kurulur. Ve bir gece, şehrin gürültüsü bir anda yerini başka bir sese bırakır.
33 yıldır bu böyle.
- İstanbul Caz Festivali, 30 Haziran’da başlıyor ve 13 Temmuz’a kadar sürecek. İKSV tarafından Garanti BBVA sponsorluğunda düzenlenen festival, bu yıl 14 gün boyunca 30’a yakın konserle, 200’e yakın sanatçıyla ve 10’dan fazla mekânla şehre yayılıyor.
Ama önce şunu söylemek gerekiyor: Bu bir caz festivali ama yalnızca caz dinleyenlerin festivali değil. Hiç caz bilmeyen biri bile bu festivalden bir gece çıkıp bambaşka biri olarak eve dönebilir.
Bas gitarın filozofu Marcus Miller, festival açılışında Miles Davis’i anıyor
30 Haziran Salı, saat 21.30. Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu.
Marcus Miller, ustası Miles Davis’in doğumunun 100. yılı için hazırladığı WE WANT MILES! projesiyle sahnede. Davis’in son turnelerinde birlikte çalıştığı isimler yeniden bir arada: saksofonda Bill Evans, gitarda Mike Stern, perküsyonda Mino Cinelu. Buna ek olarak davulda Anwar Marshall, klavyede Brett Williams ve trompette Russell Gunn.
Marcus Miller kimdir, neden önemlidir sorusunun kısa cevabı şudur: Onun ürettiği sesleri muhtemelen hiç farkında olmadan yüzlerce kez duydunuz. Miles Davis’in en verimli son dönemini mümkün kılan müzisyen, aynı zamanda Luther Vandross’un ses mimarı, Herbie Hancock’un sık çalışma arkadaşı. Bas gitarı düşünüldüğünden çok daha farklı bir yerde konumlandıran bir müzisyen.
WE WANT MILES! gecesi yalnızca bir anma konseri değil. Miles Davis’in “cazın geleceğini okuyan kahin” vasfını taşıdığı son döneminin, bugün nasıl yankılandığının canlı bir demonstrasyonu.
Led Zeppelin’in sesi Harbiye’de: Robert Plant, Saving Grace ile geliyor
2 Temmuz Perşembe, saat 21.00. Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu.
Robert Plant’in adı bir caz festivalinde göründüğünde bazıları şaşırıyor. Ama şaşırmamalı.
Plant, 2018’de de İstanbul Caz Festivali’ndeydi. Bu kez farklı bir projeyle geliyor: Saving Grace. Suzi Dian ile birlikte. Folk, Appalachian müziği, İngiliz geleneksel ezgileri ve cazın kesiştiği bu yeni proje, Plant’in Led Zeppelin’den bu yana sürdürdüğü o özgün yolculuğun son durağı.
Stairway to Heaven’ı seslendiren adam, bugün farklı bir yerden konuşuyor. Ve bu farklılık onu daha ilginç yapıyor.
Soul müziğin yükselen yıldızları: Thee Sacred Souls
1 Temmuz Çarşamba, saat 20.00. Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu.
San Diego çıkışlı Thee Sacred Souls, 1960’ların soul ruhunu bugüne taşıyan bir üçlü. Basçı Alex Garcia ve davulcu Sal Samano’nun Josh Lane’e Instagram’dan mesaj atmasıyla başlayan hikaye, Can I Call You Rose? ve Will I See You Again? gibi parçalarla geniş bir kitleye ulaştı.
Analog kayıt, yavaş tempo, Latin ritimleri, biraz Los Ángeles Negros, biraz 70’lerin İspanyol soul rüzgârı. Bu grubu duyduğunuzda sizi neden bu kadar tanıdık hissettirdiğini anlamak için bir süre gerekiyor. Sonra anlıyorsunuz: Bu ses zaten bir yerlerde vardı. Sadece kaybolmuştu.
İlk Türkiye konserleri. Açılışı Los Angeles’lı üçlü LA LOM yapacak.
Programın diğer isimleri
Festival 14 günde çok daha fazlasını barındırıyor.
Grammy ödüllü Arooj Aftab, neo-sufi tarzıyla sahne alıyor. Brooklyn merkezli Pakistanlı sanatçının sesi, geleneksel ile modernin en naif kesişim noktasında duruyor.
Brezilya’nın yükselen yıldızı Mari Froes, samba ve MPB ritimlerini güçlü vokaliyle buluşturuyor.
Tenor saksofonun devlerinden Joe Lovano, İtalyan piyanist Antonio Faraò ile birlikte sahne alıyor.
Festivali Veronica Swift kapatıyor. Bebop, rock ve cazı harmanlayan çok yönlü vokaliyle kapanış gecesi, açılış gecesi kadar güçlü.
Yerli sahneden: Ayhan Sicimoğlu Harikalar Bandosu, Senem Diyici ve Selen Beytekin. Türk cazının kurucu kuşağı ve bugünün sesleri aynı festivalde.
Caz Vapuru, Parklarda Caz ve Gece Gezmesi
Festivalin en sevilen yan etkinlikleri bu yıl da devam ediyor.
Caz Vapuru, 12 Temmuz Pazar sabahı saat 11.00’de Kabataş Transfer Merkezi’nden kalkıyor. Kamucan Yalçın and Friends ve New Orleans brass band geleneğini taşıyan Swing Brassist ile İstanbul Boğazı’nda bir sabah.
Parklarda Caz, 4 Temmuz Cumartesi Ataşehir’de ve 5 Temmuz Pazar Kadıköy’de. Ücretsiz. Açık hava. Portekizli Kumpania Algazarra da bu etkinliklerin konuğu.
+1’li Gece Gezmesi, 8 Temmuz Çarşamba, Moda Sahnesi ve Komünite’de. L’Eclair, TurkodiRoma, Jazzbois, 3pillie ve Lhodos Project ile Kadıköy’de bir müzik maratonu.
33 yıl neden önemli?
1994’ten bu yana her yaz. Hangi hükümet olursa olsun, ekonomi ne durumda olursa olsun, dünyada ne olursa olsun. Festival geldi.
Bu süreklilik tesadüf değil. İKSV’nin iradesi ve şehrin bu müziğe duyduğu ihtiyacın birleşimi.
Caz, İstanbul’a yabancı değil. Şehrin kozmopolit tarihi, kültürlerin kavşak noktasındaki konumu, doğaçlamaya olan içgüdüsel eğilimi bu müzikle uyumlu. Harbiye’de bir caz gecesi geçiren herkes bunu hisseder. Sahne ile izleyici arasında kurulan o sessiz anlaşma, iklimin verdiği o duygu.
33 yıl sonra festival hâlâ burada. Ve hâlâ önemli.
Pratik bilgiler:
Tarih: 30 Haziran – 13 Temmuz 2026 Ana mekân: Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu Diğer mekânlar: Gün Bahçesi Hilton Istanbul Bosphorus, Moda Sahnesi, Komünite ve 10’dan fazla nokta Bilet: caz.iksv.org üzerinden Garanti BBVA kredi kartlarına yüzde 10 indirim Eczacıbaşı Genç Bilet: 50 TL (sınırlı sayıda) Parklarda Caz: Ücretsiz